
Sabret; şu kefenin koynunda uyuyan bahar, yeniden gülleriyle yüzüne gülecek. Serçeler yine cıvıldaşacak. Dağ yamaçları yakında gelinciklerle dolacak, iskeletler canlanıp gelinliklerini giyecekler. Gurup secdesine kapanmış yüz binler çeşit güzeller, yine dirilip karşında belirecekler. Onlarda cilvelenen Esmâyı, bu sefer tazelenmiş ve özlenmiş olarak bulacaksın.
Ve o Esmânın cilvelerinde, sevilenlerin sevenleri asla terk etmediği âlemlere bir çağrı okuyacaksın.
İstersen, şimdiden zevk edebilirsin o âlemleri. Cismin yerinde dursa da hayalin, ruhun ve kalbin geçmiş ve gelecek bütün baharlarla beraber o âlemlerden de dilediğin kadar çiçek toplar ve koklar.

Dilleri yoktur...
Sesleri çıkmaz ama yeniden hayata yeniden "o dala" bağlanmak ve can kazanmak isterler Dallarından ayrılığa savrulan yapraklar....
Sonbaharda sararan yapraklar "Çok Daha Güçlü Döneceğiz Dalların Kucağına" der gibidir.
Fani ömür biter.
Bir uzun sonbahar olur...
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, tarumar olur,
Mevsim boyunca kendini hissettirir veda...
Yine Sonbahar..

Gönlümde hüzün var, yaklaştı akşam
Ömrümün güneşi zevale döndü.
Akşamları sevmek belki çare olurdu—şafakla beraber o da çekip gitmeseydi!
Ama dünyada beni bırakıp gitmeyecek ne var, söyler misiniz dünya âşıkları?
En güzeli bahardı; şimdi kefenine bürünmüş yatıyor.
Niye durmadı buralarda? Durmayacaksa niye geldi? Ardından ağlatacaksa eğer, niye yüzüme gülüp durdu çiçekleriyle? Öyle bir gaddarlık, böyle bir güzelliğin arkasında kendini nasıl sakladı?
Yeşil tomurcuğun içinden fışkıran pembe gül, solacağını niye haber vermedi?
Penceremin önünde cıvıl cıvıl öten serçecik, öleceğini niye söylemedi?
Yoksa söyledi de ben mi işitmedim?
Ve nihayet...
Bir beyaz rahmet gelir, sarıp sarmalar kâinâtı.. Bir bebek mâsumiyetiyle bulut bulut bakar semâ... Hazan, "Hu"ya kavuşur, hüznün kucağında...
Sonbahar, hüzün yanımız... Sonbaharla hüzün dolu her yanımız...
Sonbahar yağan yağmurlara karışık duâmız...
Sonbahar, seferdir; çoğu kez adını arayan yüreklere...
Arnavut kaldırımlarında çoğalan adımlarımıza yoldaş... Sessizce kulağımıza sırlar fısıldayan İstanbul'un diğer adıdır... Sonbahar!..
Hayatta her şey aynadır, ya yüreğimize... Hiçbir şey içimizin yankısı değildir, sonbahar kadar...
Kızkulesi seslenir sahil boylarında buldukça yüreğinizi!..
" -Kendini nerede bulacaksın? " diye sorunca... Sil gözlerini ve tebessüm et!..
Nebevî rüzgar, sonbaharın hüznündedir... Ben sonbaharım, ben sonbahardayım!.." de!..
Ve martı sesleri çoğaldıkça ardından, sessizce yürüyüp geç adımlarını dinleyen kaldırımlardan....
Sonbahar... Hüzün yanımız... Sonbaharla hüzün dolu her yanımız..
aLıNTı
Yine sonbahar...
Ve yine susası tuttu gönlümün...
MeVsİm HaZan

Diyecektim ki; gülüm,
Mevsim hazan mevsimi, mevsim gözyaşı mevsimi... Mevsim ayrılık mevsimi...
Tarifsiz bir hüznün sarmalındayız.
Sararan yapraklar tutunamıyor artık dallarda gülüm, rüzgar estikçe savrulup gidiyor her biri bir yana.
Diyecektim ki; gülüm,
mevsim hazan mevsimi, mevsim hüzün mevsimi, har düşmüş bağlara, bahçelere.
Yapraklar üşüyor, yapraklar düşüyor dalından. Turna göçü gibi yapraklarında göçü başladı gülüm...
Diyecektim ki; gülüm, mevsim hazan mevsimi, mevsim kıran mevsimi...
Arkamızda bıraktığımız neşenin karmaşının ardından gelen en durgun, en sessiz, en gizemli...
ve yine mevsimlerden sonbahar....
Yeni beklentiler, yeni umutlar...
Aşılmaz yollarımıza birde dökülen yapraklar
Kimi zaman kurur parçalanır...
Kimi zaman ıslak,ıslak üşürsün...
"Sonbahar bir ak doğuşun şafak emaresi,
Ve hazan boşluğunda tın tın ümidin sesi." 
Yaz geçti
Yapraklar dökülülüyorlar
Her yaprak dökümü
Kalbimi de solduruyorlar
MeVsİm HaZan

Içimde derin sessiz ve dipsiz bir kuyu var!... Gün geceye teslim oldugunda, Sere hüzün çöktügünde , Mutluluk alip basini gittiginde Soruyorum kendime ''Hayattaki Degerin ne?'' diye
Kapaninca gözlerim yürüdügüm yolun zorlugu ve Yalnizligim geliyor aklima!... Yalnizlik korkutuyor önce Sonra tenimi sonbaharin o ilik damlalari sariyor. Her damla ayri bir dost oluyor!... Yagmurla birlikte üsüyorum!...
Hayat bana benim ona verdiklerimi sunuyor simdi bana ''bana deger veriyor'' Öyle olmasa yanimda olmazdi öyle olmasa bana gülümsedigini hissedemezdim!...
An geliyor öyle bir firtina esiyor ki yüregimde hayat bile dindiremiyor!... sonra o yaprak dökümü bas gösteriyor içimde Gönlüm yine Sonbaharini yasiyor
Deger verdigim yapraklar savrulup gidiyor bilinmezlikler denizine dogru...Artik içimdeki agacin yapraklari yeseremez çünkü orda artik Dipsiz bir kuyu var !...
Ben ise Baskalarinin içlerindeki agaçlardan dökülen sari yapragim..
« Önceki ::