Ah Minel AŞK....

Bir gece sohbet ederlerken kapı vurulmuş, dışarıdan kalabalık bir güruh;
”Şeeeems dışarı çıııııkkk!” diye bağırmıştı.
Mevlana yaklaşan acı kaderi sezmişçesine:
”Çıkma” diye yalvardı.
Zat boyutundan, Hikmetten öte Kudretten bakan Şems gülümsedi:
”Telaşlanma, verdiğimiz sözü tutma vakti gelmiştir” diyerek kapıya yöneldi.
Mevlana: "Ne sözü, nereye, niyeee?" diye yapıştı ellerine…
Şems, yıllardır sakladığı sırrı söyledi:
"Şam’da Rabbime yalvarmış, aşkımı seyredeceğim bir ayna istemiştim. Rabbim seni verdi, sende seyrettim…"
İyi işte, seyre devam edelim, dedi Mevlana.
Şems; ”Rabbim de bana demişti ki, o aynayı verirsem ne bağışlarsın?
Tereddütsüz şöyle demiştim; Başımı veririm!...”
Şems dışarı çıktı. Sadece bir “Allaaaah” nidası duyuldu.
Ay ışığında yerde üç beş damla kan seçiliyor, ama ne baş, ne ceset, ne de katiller gözükmüyordu!…
Aşkları sır olmuştu.
Mevlana’yı sahiplenenler, Onu paylaşmak istemeyenler şehit etmişti Şems’i.
Aşkın doğasıydı en yakın çevrenin tahammülsüzlüğü!…
Aşkın doğasıydı Firkat!..
1 yorum yazılmıştır
Yazan:umeyme | Tarih: 2009-02-21 15:03:38Konu: sevgi ödülü :))
Sahi, neydi sevgi? Bir çuhayı ipek görebilmek miydi; toprağı amber niyetine koklamak mı? Sureti sîrete, arazı cevhere, bedeni ruha köle eylemek miydi sevgi? Sevgi bir iyilik miydi, şefkatli bir cümlecik mi? Neydi sevgi, dış mıydı, yoksa iç mi; zahir miydi, yahut bâtın mı; kalıp mıydı, ya ki can mı? Var olmak mı, varlıktan geçmek mi? Dünyaya gülmeye mi gelmiştik; ağlamaya mı; ölüyor muyuz, yoksa doğuyor mu? Sevgi neydi?!..
----------------
blogumda ödülün var
en kısa zamanda almaya bekliyorum :))
Bağlantı » »