23/9/2008 · Kategori: Cennet _i_egi Annelerimize__

Aklımın yangınlarına inat üşür yüreğim. Sorular, öğütler, dersler, kaybedişler Titrek yüreğimde değeri yok hiçbirinin.
Kapımı açan asi rüzgâr, içeri savurur anılarımı. Pervasızca odama dağılır zamanlar. Annemin kızgın sureti canlanır içimde. Toplayacağım anne, Çocuk yanımı bulabilirsem, düzelteceğim hepsini İnanmaz yine Vazgeçerim diye Kızgın gidişine hak verir ellerim. Vazgeçerim. Efkârım önüme düşer. Islanır adımlarım.
Uykumu çalan geceler yağar sabahlara. Başıma kitapların sayfaları uçuşur. Biraz aşk, biraz coğrafya& Taşlaşır, adımlarım. Bir soluk ak& Biraz beyazı olmalı bu kâğıtların.
Penceremde kalır gözlerim. Kırık kanatlar var pervazlarda. Yağmurları kana bular, yaralı turnalar
Akşamı bulur vakit. Yüreğimde aynı titreme Odama gelme anne. Açma kapımı, üşür yaralarım. Toplamadım, toplayamadım yine zamanı. Nereye dönsem üzerime devrilir, gecikmişliklerim.
Nazlı bir yıldıza aldanıp; keşke, kırmasaydım titrek lambamı.
Kırılmış çok şey var anne. Raflarda yarım kalmış hayallerim dağınık Kopkoyu bir duman; korkularım
Topla deme artık. Anla ki yerinde her şey Ayaklarım kanamasa yürüyemem artık, kızıl adımlarımı izler çocukluğum. Kaybolursa; bulamam umudumu. Yüreğime batmasa nazlı yıldızın parçaları, duygularım üşür. Sızlamasa yüreğim, ölürüm anne
Yaza varmaz krizantemler. Hercai menekşelere bahar zulümdür. Anla beni anne. Çabaladım, solacağımı bile bile, senin için& Yapraklarımı kaybettim, dallarım taşımadı sahte tebessümlerimi. Yoruldum, çok yoruldum anne. Düzen bensiz kurulmuş, ayak uyduramadım.
Odama gelme anne.
Açma kapımı, üşür yaralarım.
Alinti

Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
23/9/2008 · Kategori: Cennet _i_egi Annelerimize__

Yavrum'a
Ey benim adını,
Ey benim yumuk ellerinin tadını bilmediğim,
Ey benim öpüp; yüzünü kaşını,
gözlerinin yaşını
Dudaklarımla silmediğim yavrum!
Belki o kadar tatlı ki gözlerin
Rüyasız uykulara benziyor.
Belki ılık, serin, baharda sulara benziyor.
Belki yıldızsız geceler gibi kara,
Belki cevapsız bilmeceler gibi derin
Benziyor ufuksuz ufuklara!
Ellerin avucumda, adın dilimin ucunda.
Oğlum Demir, hayır belki kızım Svetlana.
Ne yazık, ne yazık ki sana
bir defacık olsun bakamadım.
Gözlerine su gibi, uyku gibi akamadım...
Ey benim adını
Ey benim yumuk ellerinin tadını bilmediğim,
Ey benim öpüp yüzünü kaşını,
gözlerinin yaşını,
Dudaklarımla silmediğim Yavrum....

Nazım Hikmet Ran

Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
23/9/2008 · Kategori: Cennet _i_egi Annelerimize__

MAALESEF BÜYÜDÜM…
Annem, Çocukken ölen cennete gider derdi.
Minik dünyamda ölüm, sevda gibi yeşerdi.
Bu yüzden hep çocuk yaşta ölmeyi düşlerdim.
Sabıkam yokken, yokken hayat diye bir derdim.
Melekler giden çocuğa kanatlar takarmış,
Gök katlarını geçip cennetlere uçarmış.
Çocuk en çok annesini ister ve özlermiş.
Cennet yamaçlarından annesine gülermiş.
Her hayalim gibi bunu da mezara gömdüm,
Yama tutmaz günahlarla Maalesef büyüdüm.
ALINTI
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
23/9/2008 · Kategori: Cennet _i_egi Annelerimize__

Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlandım. Bir başlasam sonu gelecekti eminim! Ama sıradan sözcükleri hiç yakıştıramadım sana, yapmacık sözlere konduramadım seni... Sonra sana hiç mektup yazmadığım aklıma geldi, içim burkuldu, canım acıdı...
Bu mektubu sana gurbetten yazıyorum; sesine sözüne hasret, yüzüne hasret, sıcağına hasret gönlümle başlıyorum mektubuma. Seni o kadar çok özledim ki; Meğer hiç bir kucak seninki kadar sıcak değilmiş, hiçbir acı senin yokluğuna bedel değilmiş. Hiç ama hiçbir hasret senin özlemin kadar yakmazmış içimi.
En acısı, dost bildiklerim, yâr seçtiklerim toplanıp bir araya gelseler, senin çeyreğin bile edemezmiş. Bilsen ne zor bunları itiraf etmek kendime ve sana... Gurbet bile gururumu söndüremedi. Hâlâ gururlu, şımarık, kucuk kızınim. Hayır, hayır yavrunum. 'Ben artık bir genç kızım, başkalarının yanında bana yavrum deme.' derken bile böyle düşünüyordum inan. Şimdi içten bir seslenişine, Yavrum! hitabına öyle ihtiyacım var ki...
Hatırlıyor musun? İlk yürümeye başladığım anları anlatırken ellerimi bırakmadığın için sana kızdığımı, hırslandığımı ve bir an önce yürümek istediğimi söylerdin. Şimdi sakın bırakma ellerimi, anneciğim. Evimizin yumuşak halıları değil yürüdüğüm yollar, bir düşersem halim yaman. Ellerini, sevgini, duanı, desteğini ve sıcağını hiç esirgeme benden.
Hani küçükken en çok kimi seviyorsun diye sıkıştırıp dururdum seni. Ağzından "Seni!" cevabını alana kadar bırakmazdım eteklerini... Seni abimden, babamdan ve ablalarımdan kıskanırdım. Hâlâ büyüyemedim, hem şimdi daha çok kıskanıyorum. İçindeki sevgiyi ve gözlerindeki derin şefkati yalnız benim için sakla...
Ama yapamazsın degil mi? Ana yüreği dayanmaz... Senin sevgin hepimize yeter, ana olunca ben de anlarım değil mi? Aslında en çok bu huyunu seviyorum. Adaletini ve yufka yürekliliğini, anne şefkatini... Fakat hâlâ babam işe giderken boşalan yatağını en çok benim hak ettiğimi düşünüyorum.
Seni öyle özledim ki!..
Şu bilmem kim tarafından icat edilen telefon bile dindirmiyor içimdeki hasreti. Gurbetin yağmurları, söndürmeye yetmiyor içimde büyüyen ateşi... Beni buralara yollarken, "Daha güçlü ol!" diyordun ya, sana kavuşunca öyle bir sarılacağım ki, gücüme şaşacaksın. Sevgimin gücünü sen de anlayacaksın.
Yılların yükünü çekmiş, yorgun ama dimdik omuzlarını özledim.
Dolaplarımı düzenlerken, eşyalarıma bakıp bakıp ağladığın duyuyorum. Yahut arkadaşlarımla konuşurken gözlerinin dolduğunu... İçim acıyor ama bilsen nasıl seviniyorum. Yokluğuma alışamamış olman, mest ediyor beni...
Puslu gözlüm, dert ortağım! İnan içim içimi yiyiyor, ya bitmezse gurbet geceleri, ya geçmezse hasret saatleri, ya vuslat ateşiyle bindiğim mavi tren getirmezse beni... Uzar da yollar kavuşamazsam sana, ya özlem alışkanlık olur da unutursan beni.
Ama beni unutmaman için hep dağınık bırakacağım odamı. Söylene söylene toplarken, yine gözyaşların ıslatacak eşyalarımı. Babam yine dalga geçecek, anlatacak bir bir ağladığını. Ya ben...
Arkadaşlarım çınlatacak odamın duvarlarını, hep anne kokan ilâhilerle... Güçlü ol demiştin ya, ben de yorganı çekmeden başıma hiç ama hiç ağlamayacağım. Ama sonra,
ne verdiyse...
Anneciğim! Gözyaşlarım söndüremez içimde yanan ateşi... Çünkü yokluğun, bilmem kaç nüfuslu şu kocaman şehirde kendini yapayalnız hissetmek gibi, imkânsız bir şeyi diz çöküp de Yaradan'dan dilemek gibi.. En azaplı günahlardan sonra sızlayan vicdanım gibi...
Gül kokulum, puslu gözlüm!
Sakın sensiz, sevgisiz ve duasız bırakma beni... Sevgilerle... Beş parmaktan biri.

Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
23/9/2008 · Kategori: Cennet _i_egi Annelerimize__

Bana bir resim çizsene anne
Umudu çiz mesela
Buram, buram sevinç koksun
Sonra ben sorayım ona
“ey umut neden bir varsın bir yoksun?”
Bana bir resim çizsene anne
Sevdayı çiz mesela
Tüm yalan aşkların gölgesinde
Soğuk bir evin içinde
İçimi ısıtan tek enerji olsun
Bana bir resim çizsene anne
Ellerini çiz yüreğini birde
Yüreğin nasıl bu kadar büyük oluyor anne
Nasıl sığıyor bu küçücük bedene?
Bana bir resim çizsene anne
Gözyaşını çizebilir misin mesela ?
Ağlatabilir misin en lacivert renkleri resim de
En derin hasretinde
Bana bir resim çizsene anne
Uçan balonlar taşıyan bir çocuk çiz
Tüm sevinçlerini gökyüzüne yollayan
Tüm renkler bulutlara armağan!
Bana bir resim çizsene anne
Sonra korkuyu çiz bir de eceli
Çekingenliği çiz…
Hüsranı çiz süren ebedi
Bana bir resim çiz anne
Bana yüreğini çiz
Yüreğinin içindeki tüm kırgınlıkları dargınlıkları
Pişmanlıkları armağan bırak bana
Yoksulluğu çerçevelet bırak masama!
Bana bir resim çiz anne
Bu düğümü çöz anne
Bu hayat ne böyle anne
Neden anne?
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!