Sümeyye olabilmek!!
Sümeyye!..
Ammar’ın annesi Sümeyye!..
Yasir’in sevgili eşi Sümeyye!..
Mü’minlerin cefakar annesi Sümeyye!..
Ve...
Ve İslam’ın ilk şehidi Sümeyye!..
Son mübarek dinin, son mübarek peygamberin ilk şehidi...
Evet!.. Evet, türlü işkencelerden sonra
Ebu Cehil’in kalbine sapladığı mızrak ile
şehadet şerbetini içen Sümeyye.
Kocası Yasir ve iki oğlu ile günlerce
işkenceye maruz kalan Sümeyye!
O, müşriklerden işkence gördü.
Ebu Cehil tarafından da şehid edildi.
Kızgın Mekke kumlarının üzerine yatırılıp işkence edilen...
El ve ayaklarına dört deve bağlanan ve develer dört ayrı
istikamete doğru sürülerek kolları ve
bacakları un ufak edilen...
Lat, Menat ve Uzza putlarına imana davet edilen kadın Sümeyye!
ve Rasulü’ne olan imanından canı pahasına vazgeçmeyen...
Ölümü sevgiliye kavuşmak istercesine severek karşılayan...
Dünya ve dünyadaki nimetleri bir çırpıda reddeden...
Küfür nizamının yıkılışını kanı ile çabuklaştıran...
Ve bütün mü’minlerin annesi olma şerefine nail olan
o güzel anne Sümeyye!..
Ebu Cehiller, Ebu Lehebler yine iş başındalar.
Bu kez Sümeyye’nin kızlarına musallat oldular.
Zaten Sümeyye anne ta o gün bunları bizlere haber vermişti.
Gördüğü işkenceler ile...
Akıtılan kanları ile... Ve verdiği canı ile anlatmıştı bize.
“Kızlarıma sahip çıkın” demişti.
“Sahip çıkın benim davamın takipçisi kızlarıma!..
Oğullarım Ammar ve Abdullah bana sahip çıktılar.
Benimle beraber aynı zulüm ve işkenceleri metanetle karşıladılar.
Siz de kızlarıma sahip çıkın” diye haykırmıştı.
Dün Sümeyyeler bedel ödediler.
Bugün de kızları bedel ödüyorlar.
Günümüzün Ebu Cehilleri onları bir bir katlediyorlar!
Yani günümüzün Ebu Cehilleri!..bilirsiniz
siz onlari....
Sümeyye’nin kızları yerlerde sürükleniyor.
Otobüslerle toplanıp dağ başına atılıyorlar. İdam ile yargılanıyorlar.
Hapsediliyorlar. Üzerlerine panzerler sürülüyor.
Pompalı tüfeklerle katlediliyorlar.
Fakat Sümeyye’nin oğulları ortalıkta gözükmüyorlar nedense!
Neredesiniz ey Sümeyye’nin oğuları? Nerelere kayboldunuz?
Nazar mı değdi sizlere? Hangi delikte ’ın vaadini bekliyorsunuz?
Çıksanıza ortaya! Korkmayın!.. İman edin!..
herşeyden daha büyük ve güçlüdür.
Çıkın ortaya artık! Çıkın!..
İman tazeleyin ve Sümeyye’nin oğullarına yaraşır bir biçimde zulme karşı durun!..
Yılmayın.. Ürkmeyin... Dağılmayın...
Eğer ’a inanıyorsanız, siz üstünsünüzdür.
Korkaklık ederek zalimleri üstün hale getirmeyin!
Size sesleniyorum anne ve babalar!..
Okulun önünde kızlarını döverek başlarını açtıran anne ve babalar...
Kızlarını eve hapsedip, günde üç öğün dayak atan anne ve babalar...
Kızların namusuna tabelleş olan cebi dolu kodamanlar...
“Ben sana yardım ederim” diyerek, sahte bir nikah ile
kız çocukların namusuna tebelleş olan ve üç gün sonra
da kapı dışarı eden dini bütün(!) adamlar...
Kızlarının davasına sahip çıkmayan anne ve babalar...
Söyler misiniz, siz kimsiniz?
Sizler kimin oğulları ve kızlarısınız?
Sümeyye’nin mi, yoksa Ebu Cehil’in mi?
Yoooo!.. Sizler asla Sümeyye’nin kızları ve oğulları olamazsınız!
Çünkü o südü bozuk kız ve oğlanlar doğurmadı.
Asla!.. Asla!.. Asla o haramzade çocuklar edinmedi.
Sümeyye’nin kızlarına zulmedenler!..
Sizler, olsa olsa Ebu Cehil’in çocukları olabilirsiniz.
Yanılıyor muyum acaba?..
Hadi, hayır bizler Ebu Cehil’in oğulları ve kızları değiliz deyin! Diyemezsiniz...
Aslınızı inkar edemezsiniz... Ebu Cehil’in izinde olmaktan vazgeçemezsiniz...
Ey Sümeyye’nin elleri öpülesi kızları!..
Eğer kendinize sahip çıkmazsanız,
bu Sümeyye annenin davasına ihanet olur.
Selam olsun sümeyye'nin kızlarına
Gül suyu kokan bacım..
Gül yüzlülerin kirini gülsuyu kokan gözyaşları alır…Ve damla ,damla gül dökülen ellerde gül kokusu kalır.
Tohumu eken bilir,
Göz yaşın döken bilir,
Gül kadrin diken değil,
Çileyi çeken bilir,
Ve ey gözyaşım,
Bulutuna sadık yağmurlar gibi gel, ve kadim bir dostu uğurlar gibi git… Geceyi içine döken tomurcukların yeşiliyle gel; goncayı açılsın diye bekleyen bülbülün diliyle git…Bülbüller konan dallarda yaprak gibi gel, ve derinlerde bendini yıkan bir ırmak gibi git. pişmanlık dolu yüreklerden sancılarla git…
Ve ağlamaktan korkma gözüm!..Ağla ki kirlenmiş olan vicdanın gözyaşınla yıkansın…
Ağlamak hassas ruhların ferahlama gayreti ve vicdan da yanan ateşi göz yaşlarıyla söndürme hamlesidir.
MADEM Kİ GÖZYAŞI BİR KUTLU DEMDİR...AĞLAMAYI BİLEN GÖZLER İÇİN O BİR ERDEMDİR..
Bir ateş düşünün, dumanı âh ile çıkar da külleri göz yaşına karışır ya… Hayat bir mum alegorisidir hani, mumun başındaki yanış gözde yaş olur da gözyaşı alevle barışır ya…Alev can ipliğini yakınca, acıdır ki, bedenini eritir de mumun, su ile alev birbiriyle yarışır ya…
Gözyaşıdır ki yıkayarak yakar, yakarak yıkar. Arıtır ve eritir; temizler ve gizler… Fazilettir, diyettir… Bu yüzden denilir ki gözyaşı yiğitler kârıdır ve civanmertler vakarıdır.
Şaire unuttuğu mısrayı bir gözyaşı hatırlatır, şehrazad üveyikler uçuran acıları bir gözyaşı anlatır. Sancılı damarlarda ölümcül çılgınlıkları gözyaşıdır okuyan satır satır. Toplasan gözyaşlarını âşıkın, dalgalı bir deniz olur; süzülürken bağrından, yakar geçer iz olur. Yalnız doğar gibi her insan, yalnız akar her damla ve yağmur yağmur gözyaşıyla ıslanır nisan.En son, yağmur kuşları konar kuşpalazı çocukların salıncaklarına, gözyaşı şefkat olur.
BENİM DAVAM BEŞERİ DEĞİLKİ ÜMÜDİM KIRILGAN OLSUN
Bütün boşluklarını sen doldurdun ömrümün… Söylenmedik sözler yerine sen vardın yanımda. Sevdaya dair yeminlerden sonra sen vardın. Köhne zamanın direnci adına, acı çağların yaşlısı ve genci adına yine sen vardın. Dikenler gülden habersiz iken, gözler dilden de fersiz iken; zamanından geriye düşmüş acılar için, mânâda biçimleri yitiren sancılar için; aynalarda eriyen sırlardan taşarak, ucu kıyamete çıkan asırları aşarak; gerçekten daha gerçek kelamlarda ve Güzeller Güzeli’nden vuslat müjdeli selamlarda sen vardın… Hep sen vardın...
Bir gözyaşı, gül mevsiminde güle karşı akarsa aşk olur adı; sevgiyi damıtır en derin yerinden. Suçlardan sonra tenha gecelerde akarsa tevbedir tadı; gönülleri arıtır en kara kirinden. Madem ki gözyaşı bir kutlu demdir, elbette bir erdemdir.
Bir gözyaşı, bir cevherdir ateşten kaynayan ve alev gibi yanan. Özü sudur ama avuçta bir yalım, gönülde bir yangın olur.
« Önceki ::
